Bir dişi aslan: Rabia'tül Adeviyye

Aşktır vasıta-i vuslat-ıyar

Aşktır rabıta-i kurb-ıNigar

Noktasıbir kitabdır aşkın

Zerresi afitabdır aşkın

Gark olur katresinde kevn ümekan

Gizlenür zerresinde her dücihan…

Öyle bir sadık-ıaşık ki çıra gibi yanar mahbubuna,

Öyle bir saliha ki masivaya sırtınıdönmüş, şefaatine

talip maşuğunun,

Öyle bir mutemet dost ki gözyaşıile örtülü…

Rabia Binti İsmail

 

Basra ’nın dişi aslanı..

 

Ailenin dördüncüçocuğu olmasından ötürü, adınıdördüncümanasına gelen Rabia koymuşlardı. Çok yoksul bir hayat sürdürüyordu Rabia’nın ailesi. Öyle ki evlerini aydınlatacak bir kandil yağına bile muhtaçlardıRabia’nın doğduğu gece. Ama babasıİsmail Efendi son derece fakr sahibi bir muhteremdi, ant vermişti Allah’tan başka kimseden bir şey istememeye. Hanımıdurmadan ağlıyor, dindiremiyordu gözyaşlarını... Dayanamamıştı, efendisinden komşuya gidip bir miktar kandil yağıistemesini rica etmişti. Hanımınıüzmek istemiyordu. Ve hanımınıkırmayıp söylediği komşuya gitmişfakat kapıyıaçan olmamışve geri dönmüştü. Annesinin gözyaşlarıdinmek bilmiyordu Rabia’nın. İsmail Efendi tüm çaresizliğiyle başınıdizlerine dayamış, uyuyakalmıştı. İşte bu esnada bir rüya gördü. Rahmet deryasıHz. Muhammet (s.a.v) girmişti rüyasına. Ona ümidini kaybetmemesini, sabırla beklemesini tembih ediyordu. ‘’Üzülme, Allah sana öyle hayırlıbir kız evlat verecek ki, ümmetimden seksen bin kişiye şefaat edecek. Yarın bir kağıda şöyle yaz: ’’Sen her gece peygamber efendimize yüz salavat-ışerife, Cuma geceleri de dört yüz salavat getirirdin. Bu cuma gecesi unuttun. Bunun kefareti olarak bu yazıyısana getiren zata dört yüz altınıhelal parandan ver.’’ Sonra Basra valisi İsa Zadan’a git o yazıyıver.‘’ Hz. Rabia’nın babasıuyandığında efendimizi görmenin neşesi içinde ağlıyordu. Hemen kalktıdenileni yaptıve İsa Zadan’ın yanına gitti. Vali mektubu alınca Resulullah efendimizin kendisini hatırlamasının şükrüolarak binlerce altınıfakirlere sadaka olarak dağıttı. İsmail Efendiye de mektupta yazılanıve üstüne de ilave olarak binlerce altın sadaka verip bir ihtiyacıolduğu takdirde tekrar gelmesini tembih etti. İsmail Efendi altınlarıaldıktan sonra ihtiyaçlarınıtemin etti. Böylece bolluğa kavuştular ve kızlarına rahatça bakıp edep ve terbiye ile büyüttüler.

 

Yetim RABİA…

 

Hz. Rabia çocuk denilecek yaşta anne babasınıkaybetti. Kız kardeşleri ile ayrıdüşmüştüyolları, Rabia da zalim ve kötübir ihtiyarın eline düşmüştü. Ona hizmetçilik yapmışve bir müddet sonra da köle olarak altıgümüşkarşılığında başka bir ihtiyara satılmıştı. Yetim ve öksüz Rabia burada da gündüzleri hizmetçilik yapıyor, en zor işleri bile sızlanmadan yerine getiriyordu. Gecelerini karanlık odasında tek ülfeti Rabbine bütün mestaneliğiyle dua ederek geçiriyor, ibadetlerini gereği gibi yerine getiremediği için af diliyordu bezm-i canandan. Rabbi ona da müjdesini vermişti. Ona meleklerin bile kıskanacağıbir makamda olacağının müjdesi... Ev sakinleri Rabia’nın geceleri uyumadığınıfark etmişlerdi. Bir gece kalkıp onu odasının penceresinden gözetlemişlerdi ve gördükleri karşısında şaşkınlık içinde gözyaşlarına boğulmuşlardı. Kapkaranlık bir odada olmasına rağmen Rabia başında yanan bir kandil ile ay gibi parlıyordu. Bu hal ihtiyarıöyle tesiri altına almıştıki sabahızor etti. Sabah olur olmaz onu yanına çağırdı. Gece onu gözetlediklerini itiraf edip ondan nasıl etkilendiklerini anlattı. Artık serbest olduğunu söylemiş, dilerse burada kalmaya devam etmesini ve kendisinin ona hizmet edeceğini de eklemişti. Rabia gitmeyi tercih etti.

 

Artıözgürlüğe yürüyor Rabia…

 

Küçük bir eve yerleşti. Bundan sonra Rabia için günler, başka zorluklarıda peşine takmışözgürlüğüyle beraber gelmişlerdi. Rabiatül Adeviyye her an Rabbine adamıştıömrünün geri kalanını. Yalnız onu tesbih ediyor, yalnız onu inkiyad ediyor, ondan başka dost bilmiyordu. Bir gün ve gecesinde bin rekat namaz kılıyordu. Bir gece namaz kılmak için seccadesini sermiş, namazınıbitirdikten sonra şöyle bir duada bulunmuştu: ‘’Ya Rabbi, şu vakitte birçok kimse uyudu, birçoğu sevdiğine gitti, ben de sana geldim, çünkübenim sevdiğim sensin.’’ Sonra zikir başladıve seccade üzerinde zikrini çekerken uyuya kaldı. Bir hırsız girmişti evine, biraz bakındısağına soluna, eşyaların yok denecek kadar az ve eski olmasıfakir birinin eviymişdiye düşündürdü. Ama birkaçparça eşya almadan çıkmak da istemedi. Torbasına doldurduğu birkaçparça eşya ile tam evden çıkacakken bir de baktıki kapıyok! Her yer duvardı. Aldıklarınıoraya bıraktıve tekrar döndüğünde kapıoradaydı. Tekrar torbasına doldurdu eşyalarıfakat baktığında kapıyine yoktu. Bu işlemi tam üçkez tekrarladı. Ancak tam o sırada duvarlardan gelen ses onu irkiltti. ‘’Ey hırsız, seven uyudu ama sevilen ayakta!” Hırsız kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.

 

Rabia nefsine hiçhizmet etmezdi. Sık sık oruçtutup, kefenini hep yanında taşırdı, onun üzerinde secde ederdi. Öyle afaki konuşmalardan hoşlanmaz, neredeyse kimse konuştuğunu göremezdi. Tüm bu yaşadıklarından sonra ona ikinci Meryem sıfatınılayık bulmuşlardı. Rabia son derece tevekkül ve sabır sahibi idi. Dünyaya hiçbir kıymet vermez Rabbinin rızasından başka bir şey düşünmez, gecesi ve gündüzünü, mahbubuna ayırırdı. Hayatıboyunca türlüeziyetlere ve işkencelere maruz kalmasına rağmen, imanından dönmemiş, gözlerine Rabbinden başka hayal girmemiştir. Kimi büyük yazarlar, âlimler Rabia’nın yaşamışolduğu hayatıyaşanılamaz bir hayat olduğunu dile dökmüşlerdir. Dünyanın aldatıcılığınıçok iyi bilen Rabia, asla yanında dünya meselelerini konuşmaz ve konuşturtmazdı. ‘’Bu yüksek derecelere ne ile kavuştun?’’ dediklerinde, ‘’ Beni ilgilendirmeyen her şeyi terk edip ve ebedi olanın dostluğunu istemekle ‘’ buyurdu. İslam tasavvufu sufi şairlerin en önemli isimlerinden ve aynızamanda ilk zahidelerinden biriydi. İlahi öğretisi kendisinden sonra gelen sufi şairleri epey etkilemiştir. Süfyan-ıSevri ve hasan-ıBasri ondan feyz alırlardı. Döneminin şeyhleri, mürşitleri Rabiatül Adeviyye’ yi ziyaret edip sohbet meclislerinden ve onun engin bilgilerinden yararlanmak istemişlerdir. XVIII . yüzyılda yaşamışolan Rabia 752’de Kudüs’ te vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine Tur Dağına defnedilmiştir. Köle olarak başladığıhayatınıözgür olarak bitirdiğinden o zamandan beri özgürlüğün simgesi olmuşve bugün Mısır’da yine kendisi gibi özgür olmak isteyenler, bir meydana Rabiatül Adeviyye adınıvererek onu unutturmamaya devam etmektedirler. Gülsüm Karayiğit / Mayıs-Haziran 2014

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org